admin

Kendin için bir dilek tut

No comments

Neyi, nasıl isteyeceğimizi biliyor muyuz? İstemeyi öğrenelim önce… Olumsuzluklar üzerinden değil; kendimiz için, bize özel şeyler istemeyi bilelim. “Mutlu olmak istiyorum.” dileği, mutsuzluğumuzun altını çizer. Hiçbirimiz mutsuz olmak istemeyiz ya da yokluk çekmeyi! Net olsun isteklerimiz… Projelerimize kaynak ararken olduğumuz kadar net,açık ve temiz…Kalpten isteyelim, içinde güven ve inanç da olsun. Gerçekleştiremeyecek olsaydık, bu kadar çok isteme arzumuz olmazdı. Yokluklar üzerinden öğrenmeyi, olumsuzluklar üzerinden istemeyi bıraktığımız zaman, kalbimizden gelen sesi kolaylıkla duyabiliriz. Genel-geçer, bize ait olmayan şeyler istemeyi de bırakmış oluruz böylece. ‘Kendimizi sevme yolunda bir kapı’ da diyebiliriz buna. Sevdiğimiz biri için bir şeyler istemek her zaman daha kolaydır. Bu yüzden bize “Dileğiniz nedir?” diye sorduklarında, önce sevdiklerimiz için bir şeyler istemekle başlarız. Kendimizi için istemeye başladığımızda, kendimizi sevmeye de başlamışız demektir. Yaşam, biz içinde olduğumuz sürece bize aittir. Kendimiz için istemeye, kendimiz için yaşamaya başlamanın tam zamanı! Bugünün ilk dileği, “sadece kendimiz için” olsun

Bengül Arıkan

adminKendin için bir dilek tut
read more

Zaman’ın hikayesi

No comments

Elini uzatsa aya dokunacak kadar evrenle bütün hisseder bazen insan kendini. Her şey mümkündür artık; bir dokunuşla yanlışlar doğru oluverir, kuşlar öter, dereler akar, dünya döner, insan güler…Yaşam, tüm güzellikleriyle ortaya çıkar.
Savaşlar biter, çığlıklar susar, insan sever. Sevgi, huzur getirir beraberinde; zihin susar, nefes derinleşir, kalp görür, ruh bilir. Ne zaman vardır artık ne de zamanın hikâyeleri…
O hikâyeler ki önce bizi kendimize hapsederken yazdırır kendini; sonra da o hapisten çıkarken… Nedenler sonuçlar hep aynıdır; bu yüzden de hepsi birbirine benzer. Aslında sâkince bakıldığında sadece bir hikâye vardır; her defasında yeniden yazılan… Üstelik her harfi de yalnizca bize ait olan!
Zaman ve hikâyelerden özgürleşme; ve ‘bütün olma’ ân’nındayız şimdi! “Bazen”le başlayan bütün zamanlar geriye alınmalı ve yepyeni hikâyeler yazılmalı; yine her harfi bize ait olan…

Bengül Arıkan

adminZaman’ın hikayesi
read more

Gölge Oyunu

No comments

Hep iyi olmak zorunda mıyız? Ya da kendimizi iyi olduğumuza inandırmak zorunda mıyız?

Bizim prensiplerimiz var, bizim değerlerimiz var…

Asla’larımız var, bunların da asla değişmeyeceğini düşünüyoruz…

Asla yanlış bir şey yapmayız, değerlerimizin dışına çıkmayız.

Başka insanlar bizi sever, saygı duyar. Bu çok önemlidir bizim için, sevilmek, beğenilmek, takdir edilmek, saygı duyulması, önemsenmek vb… Sırf bunları duymak için her şeyi yapmayı göze alırız. Başının okşanmasını bekleyen küçük bir çocuk gibi doğruları yapmaya çalışırız, kime göre neye göre demeden…

Oysa bazen içimizden bu doğruların dışında, bizim değerlerimizle çelişen, asla’larımızı takmayan bir başka biz kafasını uzatır. Biraz karanlıktır, kafasına göre takılır, “elalem ne der”i umursamaz. Yanlış, günah, ayıp, yasak onun için önemli değildir. Biz içimizdeki bu karanlık bizi, gölgemizi bastırmaya, yok saymaya çalışırız. Toplumsal kurallar, etik değerler, onaylanma derken bazen başarırız ama öyle bir zamanda başını çıkarır ki bizi utandırır, ne yapacağımızı şaşırırız ve hemen öyle biri olmadığımız aslında tüm bu kurallara karşı olmadığımızı, bu aptal gölgenin söylediği şeylere katılmadığımız anlatmaya başlarız… Gerçek duygularımız değildir, asla bu kadar kötü olamayız…

Tam da bu noktada bir durmamız ve evet karanlık taraflarımız olduğunu, gölgemizin de bizim olduğunu, her insan kadar karanlık düşünce ve eylemlere sahip olabileceğimizi, asla dediğimiz şeyleri mümkün kılabileceğimizi fark etmemiz gerekir.  Karanlık taraflarımızı, görür, kabul edersek, yüzleşebilirsek ve onları yadsımak yerine sevgiyle kuşatırsak  dönüştürebiliriz.

Herkesten önce kendimizi olduğumuz gibi kabul etmeye ve onaylamaya ihtiyacımız var. Zayıflıklarımızla, gölgelerimizle, karanlık taraflarımızı olduğu gibi kabul edip sevebildiğimizde mucize gerçekleşir. İşte o zaman karanlık dağılmaya başlar…

Zeynep Ocak

adminGölge Oyunu
read more

Sınav

No comments

Yaşam dediğimiz yolda derslerle, öğrenmelerle ve sınavlarla yol alıyoruz…

Tam bir dersi öğrendiğimizi hatta sınavından geçtiğimizi düşünüyoruz; karşımızda o dersle ilgili başka bir sınav hem de öncekinden daha zor, meğer verememişiz sınavı. Yeniden elimizden, yüreğimizden geleni yapıyoruz sınavı verebilmek için sonra sonucunu bekliyoruz. Karşımıza aynı dersle ilgili başka sınav çıkmazsa vermişiz demek ki…

Yeni bir ders çıkacak artık…

Yaşamımıza giren hiç kimsenin, hiçbir şeyin tesadüf olmadığını biliyoruz. Yaptığımız, yaşadığımız her anın, aldığımız her nefesin bir nedeni var. Bize bir şey öğretiyor, bizi dönüştürüyor…

Yaklaştığımız, temas ettiğimiz şey bizi dönüştürmüyorsa gerçekten temas etmemişiz demektir.

Yaşamımıza gelen şeyleri bir öğrenme değil de başımıza gelen felaketler olarak görürsek vay halimize; vah vah zavallı kurban ben düşüncesine girersek işte o zaman hiçbir şey öğrenemiyoruz, üstelik de sınavlar ardı ardına gittikçe zorlaşarak geliyor… Ta ki biz ne öğrenmemiz gerektiğini fark edip sınavı geçene kadar…

Oysa ki yaşamımıza dahil olan her şeyi yeni bir öğrenme olarak kucaklasak, merakla baksak karşımıza çıkaracağı mucizeyi bulmaya çalışsak her şey daha kolay olmaz mı? Ne de olsa yaşam boyu öğrenciyiz, fark etsek de fark etmesek de… Öğrenci olduğumuzu fark edersek, bundan keyif almayı öğrenirsek dersler ve sınavlar daha kolay geçer. Her ne hissedersek hissedelim, duyguların esiri olmadan içlerinden geçip yeni yollara, yeni öğrenmelere, yeni mucizelere yelken açabiliriz…

Zeynep Ocak

adminSınav
read more

Bir hayalim var

No comments

Hadi bir hayal kuralım,

Hayal bu istediğimiz her şey olabilir, sınırsız…

Hayal kurmaya başlamanın ilk şartı; kendimize inancımızın ve güvenimizin tam olması

İkinci şartı da tüm cümlelerimiz olumlu olacak

Şimdi başlayalım, nasıl bir dünya istiyoruz: Sevgi dolu, barış içinde, bolluk içinde. İsteyen herkes istediği her şeye kolaylıkla ulaşabiliyor…

Sınırsız sonsuz kaynaktan isteyen herkes faydalanabiliyor

Dünyamız tertemiz, denizlerimiz, havamız, ormanlarımız tertemiz

Muhteşem güzellikte, tüm güzelliğini, cömertçe bizimle paylaşıyor

Hayalimize devam ediyoruz; bu dünyada yaşayan insanları

hayal edelim.

İnsanlar, birbirlerine ve tüm diğer canlılara anlayış, şefkat, empati ve sevgiyle yaklaşıyor, kocaman bir yürekle…

Koruyor, kolluyor, seviyor…

Yaptığı her eylemde yüreğini koyuyor, biliyor ki yaptığı her şey kendisine geri dönecek…

Biliyor ki tüm canlılarla ve dünya ile bir bütün…

Her zaman çözümleyici, tüm çözümlerini gülümseyerek arıyor.

Yaşamın heyecan verici bir serüven olduğunu, döngüsel olduğunu, her yaşadığı şeyden yeni şeyler öğrenebileceğini biliyor.

Her yeni günün yeni bir şans, yeni bir mucize olduğunun, hayal ettiği her şeyin gerçek olabileceğinin farkında…

Küçük bir çocuğun merakıyla izliyor her şeyi

Evet evet hayal etmeye devam ediyoruz. Muhteşem dünyamızdaki harika insanlar gibi hayal etmeye devam ediyoruz.

Hayal ettiğimiz her şeye, tam da olması gereken zamanda kavuşabileceğimizin farkında olarak…

Ulaşmak istediğimiz dünyaya ancak hayal ederek ulaşabiliriz. Kendi gerçekliğimizi hayal ederek kurabiliriz.

Öyleyse bugünden başlayarak, heryerde herkese hayalini kurduğumuz dünyayı anlatalım, yaşamımızın, çevremizin, dünyamızın nasıl olmasını istediğimizi anlatalım sadece olumlu olana, olmasını istediğimize odaklanalım. Bu arada kendimize de hatırlayalım, kendimizin de farkında olarak hayal kurmaya devam edelim…

Zeynep Ocak
adminBir hayalim var
read more

Başka bir dünya mümkün

No comments

Biz insanlar, var olduğumuzdan bu yana, milyarlarca düşüncenin ortasındayız.

Zihin mi düşünceyi yaratıyor; yoksa hayat mı zihnimizi harekete geçiriyor bilmiyorum.

Ama bildiğim şu ki: yaşam biçimimiz; düşünce yapımız ve bakış açımızla paralel biçimleniyor. Aslında bunu hepimiz biliyoruz. Aklımıza gelen -çoğunlukla- başımıza geliyor.

Hem kendi yaşamımızın karmaşasını hem de dünyamızdaki karmaşayı düşününce, bunların “bizim aklımızdan geçenler” olma olasılığı, dehşete düşürüyor beni! ‘Trafik kazası olur’ diye düşündüğümüz için otobüse binmekten korkuyoruz; uçak düşer diye uçağa binmekten, boğuluruz diye yüzmekten…

Kalabalıktan korkuyoruz; sevdiklerimizin başına bir şey gelmesinden, sevmekten, sarılmaktan, dokunmaktan, konuşmaktan korkuyoruz!

“Çok gülünce çok ağlanır.” deyip, gülmekten korkuyoruz. Önce düşünüyor, sonra her şeyden, hepten korkuyoruz. Düşünmekten korkmayız da düşündüğümüzün başımıza gelmesinden yine korkarız!

Bilinçli bir korku bizimkisi… Bile bile korkmaya devam ederiz. Bu durumu değiştirsek olmaz mı acaba? Pekâlâ olur! Düşüncelerimizi değiştirsek, her şey değişse, korkmasak birbirimizden! Kahkahalarla gülsek, kucaklaşsak, sevsek birbirimizi… Düşüncelerimizle korku hezeyanları yaratarak yaşamı ıskalamak yerine, düşüncelerimizle yensek korkularımızı… İdrak etmeliyiz ki; her birimiz, dünyada “Yegâne” birer varlığız ve pozitif düşünerek inşâ edebileceğimiz, başka bir dünya mümkün…

Bengül Arıkan

adminBaşka bir dünya mümkün
read more

Kahramanın yolculuğu

No comments

Hani biz uyandık ya, farkına vardık…

Hani biz anlatmak istiyoruz, biliyoruz ya çözümleri, sevdiklerimize, çevremizdekilere yardım etmek istiyoruz ya…

Biliyoruz artık; sorunları kolayca çözmeyi, onlar uğraşıp, didinip durmasınlar istiyoruz, işlerini kolaylaştırmak istiyoruz…

Onları sevdiğimiz için yardım etmek istiyoruz ya…

Yapmayalım…

Bu yol herkesin kendi yolu, biz kimseye yardım edemeyiz, üzgünüm ama onlar istediği zaman hazır oldukları zaman gelecekler…

Tamam biz paylaşmak istediğimizi paylaşalım, güzel şeyler paylaştıkça büyür ama zorlamayalım… Bırakalım herkes kendi süzgecinden geçirsin, kendi istediği gibi damıtsın ve istediği özü bulsun.

Bu belki bizim bulduğumuzdan çok farklı olacak ama onun hazinesi… Her ne bulduysa saygı duymayı öğrenelim

Dedik ya, bu yol herkesin kendi yolu, her kahramanın yolculuğu farklı.

Bu yolculukta; öğrendiği, gördüğü, önemsediği şeyler farklı

Bu farklılıkların tadını çıkarmaya bakalım, farklılıkların zenginlik olduğunu, her birinin bir mucize olduğunu hatırlayarak…

Zeynep Ocak

adminKahramanın yolculuğu
read more

Kendimi özgür bırakıyorum

No comments

Kalplerimiz kıpır kıpır, yaptıklarımızın ve de yapacaklarımızın enerjisi ile dolu! Hayat çok güzel ve âdil…

Günün tadını çıkarıyoruz ve mutluyuz. “Hayâllerimiz sonsuz ve her şey mümkün!” diyoruz kendi kendimize. “Her şey mümkün” hattâ daha önce farkına varamamış olmak şaşırtıyor bizi. Deyim yerindeyse “burnumuzun ucundaymış” tüm gerçekler. Ol’makta olanı görmek, haberciyi vurmamak, iyinin ve kötünün üzerine çıkmak! O kadar güzel hatırlatmalar ki bunlar; birden bire hayatını değiştiriyor insanın.

Mucizeyle uyanıyor hayatımız; biz OL’makta olanı görmeye başlayınca. Mucizelerin coşkusu, frekansımıza tavan yaptırıyor. Herkese anlatmak, bütün hayatlara dokunmak istiyoruz. Bizim yaşadığımız mucizeyi herkes yaşasın, herkes özgürleşsin; kendinden, sistemden ve öğrenilmiş yaşamdan! Anlatmak, coşkuya dönüşüyor zamanla. ‘Ben’i anlatıyoruz; ‘Biz’i anlatıyoruz. Her cümlede yeniden yeniden farkına varıyoruz; yaşamın, oyunun, mucizenin, rüyanın… Yaşamda uyanık olmak, rüyada uyanık olmak, oyunda uyanık olmak… “İşte bu!” diye sesleniyor iç sesimiz. Tüm mesele uyanık olmakta! “Zaten uyanığız, her sabah uyanıp işe gitmiyor muyuz!” deyiveriyor; sevdikleriniz, dostlarınız, aileniz… Coşkuyu paylaşmak, iknaya dönüşüyor; yaşamınız onaylanmaya! Uyanık olmak, yaşam enerjimizi yükseltir; bizi burada, an’da ve dünyada tutar. İknâ zaten sorumluluk alanımızda değil! Bugün kendim ve herkes için diyorum ki: “Kendimi onaylanma, kabûl görme, sevilme ihtiyacından özgür bırakıyorum!”.

Bengül Arıkan

adminKendimi özgür bırakıyorum
read more

Yol

No comments

Yol demişken, Carlos Casteneda’yı anmadan geçmek olmaz…

Hani bizi yürek taşıyan yollarla ilgili uyarıyordu…

“Neyi alırsan al, milyonlarca şeyin içinden seçmiş olursun onu. O nedenle, bir yola salt bir yol olarak bakmayı unutma sakın! Tuttuğun bir yolu bırakmak istersen, bırak gitsin; hiçbir şey bağlamasın seni orada kalmaya! İşte ancak o zaman bir yolun yalnızca herhangi bir yol olduğunu anlayabilirsin; Yüreğini dinleyip yolu bırakmakla ne kendine, ne de başkalarına yüzkarası getirmiş olmayacağını bilirsin. Ama bir yolda kalma ya da cayma kararını, korkunun ya da doymazlığın etkisiyle verme. Uyarıyorum seni. Bütün yolları araştır, incele. İstediğin kadar dene. Sonra da şu tek soruyu sor kendine; ama yalnızca kendine… Ancak çok yaşlı birisinin sorabileceği bir sorudur bu. Ben gençken velinimetim bir gün bana bunu anlatmıştı ; ama kanımın kaynadığı o dönemlerde pek anlayamamıştım ne dediğini. Şimdi anlıyorum. Sana da söyleyeyim: Bu yolda Yürek var mıdır? Tüm yollar özdeştir; bir yere götürmezler. Çalılıklardan geçen ya da çalılıklara götüren yollar. Diyebilirim ki kendi yaşamımda çok uzun yollardan geçtim; ama bir yere varmış değilim. Velinimetimin sorusu anlam taşıyor şimdi. Bu yolda Yürek vardır, öbüründe yoktur. Birisinde eğlenceli, sevinç dolu bir yolculuk yaparsın; üstünde yürüdükçe bir olursun. Öbürü seni doğduğuna pişman ettirir. Biri sana güç verir, öbürü köreltir. ”

Carlos Castaneda Don Juan’ın öğretileri

“Bir yolu bırakmakla ne kendine ne de başkasına yüzkarası getirmiş olmayacağını unutma…”

Ve başladığın her yolu böyle değerlendir; bu yol da yürek var mı yok mu? Yaşamak dediğin yolda yüreğini titretecek şeyler bulmalısın yoksa yavan bir yol olarak kalır…

Yaptığın iş yüreğini titretmeli…

Yaşamına aldığın insanlar en çok da onlar titretmeli… sevdiklerin, dostların ve yol arkadaşın…

O zaman yaptığın her şeyi heyecanla, keyifle yaparsın…

Her yol yeni bir hikaye yaratır, oradan değil de buradan gidince neler olur bilinmez; sen hangi yolu hangi hikayeyi seçersen seç;  içine yüreğini, ruhunu koy ki anlamlı hale gelsin, sana mucizeler getirsin…

Mucizelerle dolu yolların ve yaşamın olması dileğiyle…

Zeynep Ocak

adminYol
read more

Seçimlerimiz

No comments

Yol’un başladığı yere dönme sürecidir yaşam. Bize yıllar yılı gelen, dert ve sıkıntılarla örülü, sorun çözme çabalarından ibaret bir süreç…

O kadar yorgunuz ki çözüme dayalı yaşamdan, yaşamayı bıraktık. Bu yüzden “bir mutluluk” oyunu başlattık kendimize, bütün isteklerimiz, bütün arzularımız, depresyonlarımız “mutlu olma” üzerine. Sonra iletişimi ekledik mutluluğa, herşeyin başı doğru iletişim kurmaktaydı. Beden dilimizden başlayarak bir çok iletişim modeli oluşturduk, yazdık, çizdik. Bununla birlikte kendimizle olan iletişimiz arada kaynadı gitti.

İletişime kendimizle başlayalım tıpkı yaşama başladığımız gibi. Önce BEN vardı sonra BİZ olduk şimdi BİR YOL’un dayız.

BEN’in olmadığı yerde yaşam olmaz, her sabah uyandığımızda varolduğumuzu hücrelerimize kadar hissedelim. Bunun için önce derin bir kaç nefes alalım sonra da coşkulu bir kahkahayla günaydın diyelim önce kendimize sonra başlayan güne…

Her yeni gün kendisiyle gelir yaşamımıza, dünden kalan değildir, yarına hazırlamaz bizi. O gündür o andır olduğu gibi. Seçim yaptırır kendi içindeki sonsuz olasılıklardan ve BEN neyi seçersem ‘O’ olurum. Bu yüzden seçimlerimiz bizi biz yapar.

Her yeni günde neşeyi seçelim neşe olmak için, sevgiyi seçelim sevgi olmak için, OL’mayı seçelim BİR olmak için…

Yaşam, çözüm sürecinden ziyade seçimler cümbüşüdür, neyi seçersek onu yaşarız…

Neşeli seçimler dilerim:)

Bengül Arıkan

adminSeçimlerimiz
read more